Türkiye
Şadiye Kılıç
Türkiye

1989 tarihinde Tarsus’ta dünyaya geldi. Sakarya Üniversitesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı Türkçe Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu. Çocuk yaşlardan bu yana çeşitli edebiyat yarışmalarına katılarak dereceler aldı. Çeşitli platformlarda yazı ve okuma atölyelerine katıldı. Yazı ve şiirleri Çağrı, İmge, Barbar, Şiar gibi edebiyat dergilerinde yayımlanmış olup düzenli olarak Şiar Dergisi’nde yayımlanmaya devam etmektedir. Yol Kesiği adında bir şiir kitabı mevcuttur. 2013 yılından bu yana MEB bünyesinde Türkçe öğretmenliği görevine devam etmektedir.

PASAPORTSUZ KUŞLAR

-taş duvarın işittiğidir-
beni yola koymayın olur mu?
yolların kuş gölgeleri vardır uzak iklimlere göçen
elindeki ekmeği kemiren yetimin paylaştığına
ve göz pınarlarına yapışan kara sineklerin gönencine
pasaportsuz kuşlar şahittir

beni gecenin cağcağasıyla deliren
suları eteklerini toplayarak geçenlerden bellemeyin
insan imkandır diyorlar bu coğrafyada insan imkan
insan yetersiz bakiye burada bunlar yalandır
-ellerimin doğurduğu kuşlara ilk siz dokunun olur mu?-

yorulan her duvar saatinin dinlendiği tabure
hırkanı astığın çivideki isa
ait olmadığı yerlerde fanileşir insan
daha büyük acı yok dünyada bilmekten
anılarında bile yer almaz
haykırışlarını dövme yapan evecen köylü
sonra yılgın bir at gibi solur çiçeğe durmuş yalanı
acı onlara ayrı dozlarda açık büfe
parıltılı bir mazi satın almamak için bir sebep yok
sebep yok burada tesadüf hep yaşamak
kafesleri gezip ucuza çağrılır ölüm
bedavayız yeteri kadar burada dolardan değersiz
allah’tır en yüksek yerdeki tanıdığımız
kafeslerse yine aynı, kafka arar
-kalbim büyümeme izin ver olur mu?-

içimiz bir yamalı afrika ülkesi, tozlu kapkara koyu asfalt
serpuşuna buğday bırakılan idamlık ihtiyarlar orda
kör bir usturaya vurulan zamanın kadim diliyle konuşur
küçük çocuklar üşütür ay ışığında ellerini
gözleri yağmurlanır
ve bebekler yollar durur dünya çöplüğüne
insanlıktan umudunu kesmeyen tanrılar
uzunca bir göçe çıkmak ister
göçmen kuşlara özenen pencere pervazları
kırık bir teselli arar uzun kalışlarda
-aynaları bir gecede eskitmeyelim olur mu?-<

arıyorum kimin kaburga kemiğinden yaratıldım
içine sığabileceğim şefkati de masallayarak
her yağmur sonrası duayı unutarak
bir kez olsun bakmadı yüzüme
omzunda ağladığım taş duvarlar
tahtadanım çocuk olma ümidim baki
ve kafesler yollara dökülecek her gün aramak için beni
ben bir dallıkarayım
-benden bir ses bulsam ve onu size anlatmasam olur mu?-